Karadenizfm.Forumlari Hoşgeldiniz...!
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.


17.01.2009
 
AnasayfaLatest imagesAramaKayıt OlGiriş yap

 

 Nicin İbadet Ederiz?

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Sirinséy
Administrator
Administrator
Sirinséy


Mesaj Sayısı : 142
Nerden : KdZFm'Den:)

REP SİSTEMİ
Başarı Puanı:
Nicin İbadet Ederiz? Left_bar_bleue100/100Nicin İbadet Ederiz? Empty_bar_bleue  (100/100)
Aktiflik:
Nicin İbadet Ederiz? Img_left100/100Nicin İbadet Ederiz? Empty_bar_bleue  (100/100)
Güçlülük:
Nicin İbadet Ederiz? Img_left100/100Nicin İbadet Ederiz? Empty_bar_bleue  (100/100)

Nicin İbadet Ederiz? Empty
MesajKonu: Nicin İbadet Ederiz?   Nicin İbadet Ederiz? Icon_minitimePerş. Ocak 22, 2009 4:52 am

İbadet “Allah’a karşı kulluk vazifelerini yerine getirmek Allah’ın emirlerine boyun eğmek” demektir.

İlâhî Ferman olan Kur’anda şöyle buyrulur: “Ey insanlar sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki takva mertebesine nâil olasınız.” (Bakara Sûresi 21)

İnsan ibadeti niçin yapar ve bu ibadet ona ne kazandırır? Bu iki Sorunun cevabı bu âyette şöyle veriliyor: “Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz.”

Âyetteki ‘sizi ve sizden öncekileri yaratan’ ibaresi Rabbin sıfatıdır. Bu sıfatı bir an için düşünmediğimizde âyet-i kerime “Rabbinize ibadet ediniz.” şeklinde karşımıza çıkar. Demek ki ibadetin sebebi Rabbimizin bizi terbiye etmiş olmasıdır. Rabbe ibadet edilir.

Bu kutsi vazifeyi idrak edebilelim diye Allah vicdanımıza bazı işaretler koymuş. Babamıza itaat etmeyi vicdanî bir görev sayıyoruz. Niçin? Babamız olduğu için. Annemize isyandan sakınıyoruz. Niçin? Annemiz olduğu için.

İşte âyet-i kerime bizim vicdanımıza hitap ediyor ve “Rabbinize ibadet edin.” diye emrediyor. Çünkü sizi O terbiye etmiştir. Babanızın yediği gıdayı beyaz kan hâline O getirmiş sizi ana rahminde bir nutfe olarak rahim duvarına O yapıştırmış ve oradaki dokuz aylık terbiyenizi safha safha hep O icra etmiştir. Şimdi ise bir başka rahimdesiniz: Kâinat... Burada da sizi terbiye eden besleyen büyüten yedirip içiren ancak Odur.

Allah’ın bir ismi “Rab”dir ve her şeyi O terbiye etmiştir. İnsan ise abddir kuldur; her şeyiyle Allah’ın terbiyesinden geçmiştir. Aklımızı anlamaya kalbimizi sevmeye hafızamı ezberlemeye elimizi tutmaya ayaklarımızı yürümeye ciğerimizi solunuma midemizi sindirime aklımızı anlamaya elverişli tarzda terbiye eden Allah’tır. Öyle ise biz Rabbimizin bu rakamlara sığmaz terbiye tecellilerine karşı edebimizi takınmak mecburiyetindeyiz.

Nefsimize takılan ve etrafımızı çepeçevre kuşatan bu kadar ihsana karşı Ona gereği gibi şükredememenin mahcubiyetini ruhumuzun tâ derinliklerinde hissederek seve seve ibadet etmeliyiz. .

İşte Rabbine karşı şükür borcunu böylesine hisseden idrak eden insan Kur’an’ın “Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin.” “Namazı ikame edin.” “Ramazan ayında oruç tutun.” gibi emirlerini dinleyince aradığını bulmanın huzuruna erer.

İbadet için “Abd ile mâbud arasında en yüksek ve lâtif nispet ancak ibadettir.” (İşârât-ül İ’caz) buyruluyor. Yâni insan ibadet sayesinde “Ben Allah’ın kuluyum Onun mahlûkuyum bu dünyada Onun misafiriyim ve öldükten sonra da inşallah Onun saadet yurdu olan Cennete gideceğim.” diyebiliyor. Bu ise insan ruhu için en büyük bir zevk kaynağıdır.

Günlük hayatında bütün işlerini kul olmanın şuuruyla hep helâl dairesinde geçiren insan belli vakitlerde Rabbinin huzurunda el bağlıyor. Ona yine Onun emrettiği biçimde ibadetini takdim ediyor.

Âcizliğini fakirliğini ve zilletini tam hisseden bir insanın kalbi Rabbine karşı derin bir mahcubiyetle dolar. Bu iç burukluğuna “inkisar” deniliyor. Ve İmam-ı Rabbani Hazretleri “İbadet tezellül ve inkisardan ibarettir.” buyurarak bu hâli ibadetin temeli esası sayıyor.

“Niçin ibadet ediyoruz?” sorusu beraberinde iki soruyu birlikte getiriyor. Daha doğrusu bu sorunun içinde iki ayrı soru saklı:

– İbadet etmemizin sebebi illeti nedir?
– İbadet etmemizin hikmeti faydası nedir?

Bazıları bu soruyu sadece ikinci mânâyı kastederek sorarlar. Birinci ve en önemli noktayı unuturlar. Bunun neticesi olarak hikmet sahasında kendilerince birtakım faydalar sıralar ve bu faydaların başka yollarla da elde edilebileceğini ileri sürerek ibadeti reddedici bir tavra girerler.

İllet ibadet yapmamızı gerekli kılan ana sebeptir. Hikmet ise yaptığımız ibadetten hâsıl olan faydadır.

Dünya işlerinden bir misal: Anadolu’dan İstanbul’a gelen bir tüccarın bu seyahatinin illeti “ticaret”tir. Hikmeti ise daha çok zengin olmak ve dünya nimetlerinden daha fazla istifade etmek. Buna göre söz konusu şahsa “İstanbul’a niçin gidiyorsun?” desek “zengin olmaya” diye cevap vermez. Bu hikmete ait bir cevaptır ve yerinde değildir. Sorumuzun cevabı “ticaret yapmaya” şeklinde gelmelidir. Böyle bir cevap illete aittir ve isabetlidir.

O halde “Niçin ibadet ediyorsun?” şeklindeki bir sorunun cevabı da “Rabbim emrettiği için” şeklinde olacaktır. Bu emri tutmanın gerek dünyada gerek âhirette pek çok da faydası vardır. Ama ibadet bu faydalar için yapılmaz; bunlar meselenin hikmet yönüdür.

Abdin işi ibadettir; emir dinlemek yasaklardan sakınmaktır. Kula kulluk yaraşır. İbadetini bu şuurla yapan bir kuluna Rabbinin yapacağı ihsanlar ikramlar ve Cennette vereceği dereceler ibadetin hikmet yönüdür.

İslâm’ın her emri ve yasağı bu hakikatten haber veriyor. Bunlardan sadece birkaç misâl verelim:

Meselâ oruç tutmanın tıp yönünden birçok faydaları var. Bütün bu faydalar orucun hikmet yönüdür. “Oruç niçin tutulur?” sorusunun cevabı sanıldığı gibi bu faydalar değildir. Oruç Allah’ın bir emri olduğu için tutulur. Bu ibadetin belli bir ayı vardır: Ramazan. Ramazan dışında on ay nafile oruç tutsak da Ramazan’da tutmasak bu ibadeti yerine getirmiş olmayız. Eğer mesele sadece orucun hikmet yönü yâni faydaları olsa bu ikinci halde fayda on katına çıkmıştır ama farz olan oruç hâlâ tutulmamıştır.

Yine orucun belli bir başlama ve bitiş vakti vardır. Orucumuza imsakten hemen sonra başlayıp iftarımızı yatsıdan birkaç saat sonra yapsak orucumuz makbul olmaz. Daha fazla bir süre aç kalmışızdır ama oruç tutmamışızdır. Hikmet fazlasıyla tamam olsa bile illet kaybolduğundan ibadetimiz makbul sayılmaz.

Oruç tıbbî faydaları için tutulmadığı gibi içki içmek de tıbbî zararları için haram değildir. “Niçin içki içmiyorsun?” sorusunun cevabı “Allah yasakladığı için.” şeklinde verilecektir. Ve ancak bu takdirde içki içmemek ibadet olur takva olur ve insanı Rabbine yaklaştırır. İçki içmemekte esas olan bedeni ve aklı korumak değil bir İlâhî yasaktan kaçınmaktır. İllet budur; diğerleri ise içki içmemenin hikmetleridir faydalarıdır.

Bilirsiniz kendi kendine ölen yahut darbe ile öldürülen bir koyunun etini yemek haramdır. Bu noktada birtakım tıbbî veya biyolojik izahlar getirilebilir. Bütün bunlar meselenin hikmet yönüdür. Bunlar sayılıp dökülürken şu husus unutulur: “Pekâlâ Allah’tan başkasının ismiyle kesilen bir hayvanı yemek niçin haramdır?”

Bu soruya ne cevap verilecektir? Kesilmekse kesilmiş kan akmaksa akmıştır. Demek ki işin esası hayvan kesmenin tıbbî faydaları değildir. Esas olan insanın kulluk şuurundan ayrılmaması Allah namına hareket etmesidir. Keserken Onun ismiyle kesmesi yiyip içerken Onun ismiyle başlaması giyinip kuşanırken de yine Onun kulu olduğunu unutmamasıdır.

Sözün özü: Rahman ve Rahîm Rabbimizin bütün emirlerinde bizim için nice faydalar vardır. Ama biz ibadetimizi bu faydalar için değil Onun emrini gözeterek ve rızasını umarak yaparız.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Nicin İbadet Ederiz?
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Karadenizfm.Forumlari Hoşgeldiniz...! :: DİNİ KONULAR :: Din ve İnsan-
Buraya geçin: